matonline.net

english

 

 

mat günlüğü

contact@matonline.net

.

Ana Sayfa

Program

Tarihce

Resimler

Grup Üyeleri

Şarkılar

Şarkı Sözleri

VIDEO

Mailing List

Iletişim

BağlantıLar

MAT GünLüğü

FoRUM

daha az laf daha çok bira

 

 

2007  SONU TURNESİ, BODRUM, ANKARA, ESKİŞEHİR, BURSA, İSTANBUL (18 Aralık 2007)

Selamlar,

Bildiğiniz gibi İstanbul klibinin gösterime girmesinin ardından albüm sonrası ilk turnemize çıktık. Şimdi detayları vermek için bu günlük sayfasını Onur’la beraber yazalım dedik ve ben bunları yazarken eleman bana "bu albüm sonrası ilk turne mi harbiden lan" diye sordu ve "albüm çıkalı birkaç ay oldu canım" cevabını alınca bana 2 yıl filan olmuş gibi geliyor dedi. Ebemizi s.tti bu albüm. Neyse, turne kapsamında daha önce hiç çalmadığımız Bodrum ve Ankara’da, uzun süredir gitmediğimiz Eskişehir’de ve Bursa’da ve son olarak evimizde İstanbul’da çaldık. Yazı uzun geliyorsa özetle tur aracımızda roadie, tonmaister ve şoförümüzle AC/DC dinleyerek turladık, Bodrum ve Bursa süper, Ankara s.k (ya..ak) gibi geçti. Eskişehir’de ise bizi barda unutup üstümüze mekanı kilitlediler, yani ya çok konser kötü geçti ya da (bence) herkesin kafa güzeldi :)

İlk hafta iki gün üst üste çalmak üzere Bodrum'a gittik. Bodrum da ilk çalışımızdı bu. Bodrum kışın süpermiş, sokakta yürümek bile bir keyif, hava mis, sokaklar şirin ve pırıl, İstanbul'un kalabalığına inat sokakta hep 1 ya da 2 kişi var. Bir de yağmuru yanımızda götürüp getirmesek süper olacaktı. Mekana gittiğimizde içeride 3-5 kişi vardı, lan ne oluyor diye biraz bocalasak da program saati geldiğinde içerisi dolmuştu. Bodrum tam bir Rock şehriymiş. Güzel bir program oldu bizim için. İnsanların dinlemeye geldiğini hissettik. Mekanın tarzı, ses düzeni, çalışanları her şey gayet güzeldi. Hatta mekanda çalan şarkıların tarzının bize uygunluğundan ses düzeni ve ekipmanın kalitesine kadar pek çok şey bizi şaşırtacak kadar iyiydi. İkinci gün Bodrum FM’in program konuğu olduk. Akşam programdan görüntü almak için bara kadar gelen Kent TV ilk röportajımızı yaptık. Önceki kliplerimize de yer veren yerel bir kanal olan Kent TV’den Gizem bizi yakından takip ettiklerini ve orda çalıyor olmamızdan dolayı sevindiklerini söyledi. Giderken bizimle beraber gelen nispeten kötü olan hava koşulları, bizimle beraber İstanbul’a döndü. Tadı damağımızda kalan Bodrum konseri, en kısa zamanda tekrarlanmak üzere kayıtlara geçildi.

11 Aralık Salı günü saatleri Çarşamba sabahı için 8:30'a kurduk. Hepimiz geç kalkmaya alışık olduğumuz için biraz zor oldu haliyle uyanmak. Hazırlıklar yapıldı, aracı bekliyoruz. Araç dediğin enteresan bir şey. Biz araç bekliyorduk ama yürüyen kulismiş aslında gelen. İlk kez tur aracıyla çıkıyoruz. Ekipmanları araca yükledik ve tam ekip yola çıktık: Erşan (roadie'miz), Çağan (tonmaister'imiz), Kemal abi (kaptanımız) Jack (Daniel’s) Efes Pilsen ve yol boyunca dinlenecek AC/DC DVD’leri. Tamam budur. Highway to hell!

Yolda ilk durağımız Ankara'ydı. Tahminimizden daha uzun sürdü yol, verilen mola sayısı içilen birayla doğru orantılı artıyormuş, bilemedik =) AC/DC konseri seyrediyoruz, bünyemizde olan gelişme ve genişlemelerin farkına varamadık. Şoförümüz Kemal abi bundan önce şehirler arası otobüslerde kaptanlık yapmış, yolda güzel yemek yenecek yerler konusundaki engin tecrübelerini paylaştı bizimle, sağolsun. Ankara il sınırına girdik, çalacağımız mekanın Kuğulu parkın karşısında olduğunu biliyorduk, bir trafik cezası yiyip birkaç kez yol sorarak il merkezinde yarım saat kadar dolandıktan sonra mekanı bulduk. Gittiğimiz her yer gibi sokaklar ve özellikle bar önü posterlerimizle kaplıydı, posterler çoğaldıkça mekana yaklaştığımızı anlıyorduk :) Eşyalar kuruldu, soundcheck yapıldı. Akşam için hazırlıklar başladı, önce yemek yendi sonra biralar içildi. Arada Korhan la beraber kuğulara bakmaya gittik, anladık ki; akli dengeleri yenide değilmiş. Bara döndük. 23:30 gibi çalmaya başladık. Ankara’daki ilk konserimizdi ve ya..ak gibi geçti. Kimi hafta içi Ankara böyle dedi, kimi bu akşam maç vardı dedi ama sonuçta ya..ak gibi geçti :)

Konserden sonra hiç durup dinlenmeden Eskişehir’ e doğru yola çıktık. Mesafe kısa olduğu için bir an önce Eskişehir’e kendimizi atıp gün içinde dinlenmek istiyorduk. Şehre geldiğimizde bu sefer 1 saat kadar kaybolduk. Kaybolmuşken bir şeyler yedik ve akabinde oteli bulduk. Otele girdik kimse birbirini tanımıyor, herkes rüya gördüğü için o esnada, odaya ve yataklara odaklanmış bir şekilde ayrıldık birbirimizden. Soundchecke kadar uyuduk, akşam soundcheck yaptık, dinlendik ve içmeye başladık. Program başlamadan önce yol, uyku ve alkol kafaları pırıl pırıl yapmıştı, sahnede de bu durumu korumak için içmeye devam ettik. Gayet güzel ve keyifli bir konser oldu. Mekan sahipleri ve izlemeye gelenler, bizimki gibi programlara alışık olmadıkları için afalladılar. 2 bölüm yaptık, playlisti gören mekanın tonmaisteri "Bu bölümü mü yoksa diğerini mi çalacaksınız?" diye sordu. Meğer tek bölümde çaldığımız parçalar kadar sürüyormuş programlar orda. Sonuna kadar çaldık, içtik eğlendik, eğlendik içtik.

Sahneden indik, süperiz tabi, kulise geçtik, geyiği harmanladık. Tam olarak konu nasıl oraya geldi bilmiyorum ama çok hararetli bir şekilde Bülent Ersoy’un kendisi hakkında konuşulan programlara anında telefonla bağlanmasını konuşmaya başladık. Herkesinde söyleyeceği bir şeyleri varmış zat-ı muhterem hakkında. Konuşuyorz, inceden gerilmeye başladık. Yok gelecek, geldi geliyor, şimdi kapıyı açıp odunla vuracak belimize belimize derken birden ışıklar gitti kuliste. Tamam dedik buraya kadarmış, bari turneyi bitirseydik de İstanbul’da yapsaydı ne yapacaksa diye daha da gerildik. Erşan dışarı çıktı bakmaya, biz korkuyoruz tabi, geri geldi ve "kapıyı üstümüzden kitleyip barı kapatmışlar abi ?!" dedi. Ya şaka geyik derken, içerde kapalı kaldık. Ne yapıcaz bilmiyoruz. Anladık B. Ersoy değilmiş, bu sefer biz de gittik bakmaya, kapıyı zorluyoruz, aman bir ses geliyor dışardan. Sanki ses barın kapısının önünden değil cennetten geliyor. "Aa içerde kalmışlar, grup içerde kalmış!" . Böyle yazınca komik tabi ama o sesi o an sizde duysanız, of... Fatma ; çok teşekkürler, iyi ki unuttun torbanı barın girişinde, iyi ki sana denk geldik :)

Harala gürele çıktık bardan, hava soğuk, bizimkiler barın orda aracı beklemeye karar verdiler, Korhan’la ben biraz hava alalım diye yürüyerek otele yola çıktık. Tam neydi o abi, ne oldu orada derken yılın ilk karı yağmaya başladı üstümüze. Ama böyle ortamın fantastikliğine uygun, konfeti gibi bir kar yağıyor, rüya gibi bir atmosfer var. Çorbacıya oturup bir şeyler yiyelim dedik, tam işkembecinin önünde bizim araç duruyor. Hayda, elemanlar aracı bekliyorlar soğukta araç burada duruyor, herifler donacak dedik. Camına bir iki tıkladık ses yok, Kemal abi arabada uyuyor heralde dedik, Korhan arabanın camına vurmaya başladı, ben mekana geçtim. 1-2 derken 15 dk geçti bakıyorum Korhan hala tıklıyor; ses yok içerde. Korhan’ın yanına gittim, plakaya baktık galiba bizim araç değil dedik. Bambaşka birilerinin aracını pataklıyoruz 15 dakikadır. Sonra öğrendik, bizimkiler araçla işkembecinin önünden geçerken görmüşler aracı, aynı bizimki gibi demişler. Biz ne yaptık, bizimkine çok benziyor o zaman bizimkidir dedik =) Otele attık kendimizi, dinlendik, sabah direk Bursa’ ya geçtik.

Daha önceden çok çaldığımız için bu sefer yolu biliyorduk. O yüzden sadece 1,5 saat kadar kaybolduk. Mekana geçtik, eşyalar kuruldu, biralar geldi, soundcheck yapıldı ve direk İskender yemeye gittik. Program vakti geldi. Bursa konseri herhalde cuma günü olmasının da etkisiyle diğerlerinden de güzeldi. Seyirciler özellikle bizim şarkılarımızı istediler, hepsine eşlik ettiler, Herkes Biliyor’da kimileri zıplıyor, kimileri omuzlarda tepiniyordu... Ne olduğunu anlayamadan bu konser de bitti ve İstanbul’a yola çıktık.

Ve turnenin son ayağı İstanbul. Eve döndük ve evimizde çaldık. Pulp her zamanki gibi gayet güzeldi, özlediğimiz yüzleri gördük, alıştığımız yerde çalmanın rahatlığı yorgunluğumuzu bastırdı ve keyfimiz yerine geldi. Üzerimizde turnenin yorgunluğu olsa da keyfimizden herhangi bir cumartesiden daha hareketli bir performans çıkardık.

Bu turnede yeni mekanlarla, yeni insanlarla tanıştık, yorulsak da çok iyi vakit geçirdik. Bodrum’un konser için ne kadar güzel bir yer olduğunu gördük. Bursa’ya zaten diğerlerinden sık gidiyoruz ama Eskişehir’e ilk gidişimizin üstünden fazla vakit geçtiğini fark ettik. İlk fırsatta bu konserleri sıklaştırmak istiyoruz. Bir de Eskişehir’de bir grup gençle tanıştık ki onun hikayesini 2008’e saklamak istiyorum. Ama bir ipucu vereyim, yakında onlarla siz de tanışacaksınız ;)

Kendinize iyi bakın
Korhan ve Onur
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

sahneye bi bira!